Kendi blogunu oluştur ;)

Bilim ve Teknoloji Haftası, bilim, bilim ve teknik, bilim teknik, teknoloji, endüstriyel teknoloji, teknoloji televizyonu

Teknoloji Hakkında Güncel Başlıklar , donanım,bilgisayar donanım fiyatları,donanım haberleri,donanım hakkında , iyi anakart,gigabyte anakart,gold bilgisayar,haber,haberler,ikinci el

En son teknolojik gelişmeler






Havayı suya dönüştürüyor
ABD'liler, havayı suya dönüştüren makine yaptı. Dizel motorlu makine, 1 günde havayı 300 litre suya dönüştürüyor. Makine, özellikle afet bölgelerinde kullanılacak.

Elmo artık takla atıyor
Çocukların sevdiği Elmo, artık hareket ediyor, takla atıyor, gülüyor. Kuklası piyasaya çıkan Elmo, ABD'de kapış kapış satılıyor.

O bir bisiklet tutkunu
Teknolojinin bir numarası Japonlar, bir ilki daha gerçekleştirdi: Bisiklet kullanan insansı robot... Tokyo'da tanıtılan 'Murataseisaku-kun' şaşkın bakışlar arasında bisiklet sürdü.

Teknolojik Gelişmeler 666 gün şarja gerek duymayan cep telefonu

Çinli üreticiler, 666 gün şarja gerek duymayan cep telefonu yaptı.

Cep telefonumun şarjı bitecek diye endişelenme devri artık bitiyor. Çin’de üretilen I Coloured Mobile ZJ268 cep telefonu tam 666 gün pil ömrü sayesinde şarj edilmeye gerek kalmıyor.

Dört hoparlörü bulunan cep telefonuyla mp3, mp4 dinlemek ve izlemek de mümkün. GPRS ve WAP bağlantısı da bulunan cep telefonunun en önemli özelliği 32.800mAh süper pili. 3,0 inch ekran büyüklüğüne sahip bu cep telefonu Çin’de 128 dolardan satışa sunuldu.

İnternet hızı 5 kat artırıldı:

İnternet hızı 5 kat artırıldı. 2005′te 33 Gbps olan yurtdışı çıkış hızı bugün itibariyle 157 Gbps’ye yükseltildi.

Beyin gücüyle çalışan oyunlar yolda:

ABD-Avustralya ortak şirketi Emotiv’in ürünü olan özel başlık, beyindeki elektriksel faaliyetleri yakalayıp kablosuz bağlantı yoluyla bilgisayara gönderiyor.


Surface geliyor,klavye ve mouse tarih oluyor:

Bilişim dünyasının öncüsü Bill Gates, 10 yıl içinde klavye ve mouse kullanımının ortadan kalkacağını söyledi.

100.dolara bilgisayar:

Dünyanın bir çok ülkesinde başlatılan Bilgisayar projesi Türkiye’de..


oynadıgınız oyuna adapte olan monütör:

Oynadığınız oyunun tipine göre otomatik farklı görüntü düzenleri sunan bir monitöre ne dersiniz?


3 Boyutlu tv:

Teknolojide son nokta bu. Türk araştırmacılar planladı, AB destek verdi.Türk araştırmacıların önderliğinde Avrupa Birliği (AB) 6. Çerçeve Programı kapsamında yürütülen 3DTV (3 boyutlu TV) projesini yürüten ekip, görüntülerin elde edilmesinde önemli aşamalar kaydetti. AB projeyi 6,15 milyon avro ile destekliyor.

Türk askerine özel dürbün:

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) terörle mücadelesinde büyük önem taşıyan yeni Termal Silah Dürbünleri ASELSAN tarafından üretilecek.

Teknolojik Gelişmeler

Bilim ve Teknolojideki Gelişmeler

20. yy bilim ve teknolojinin gelişmesinde altın çağını yakalamış, insan hayatında vazgeçilmez bir rahatlık sağlamıştır. Bilim hiçbir zaman durağanlık göstermemektedir. Bilimin sınırları genişlerken; dünyanın sanıldığı kadar büyük olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde bilim olağanca hızıyla ilerlemekle birlikte insan hayatının olmazsa olmazları arasına girmeyi başarmıştır. Bilimin sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji hayatımızı her alanda kolaylaştırmayı başarmıştır.
Bilim ve teknoloji arasında sıkı bir ilişki bulunmakta, birbirlerini tamamlamaktadırlar. Bilimsel çalışmalar uygulamaya elverişli bilgi üreterek teknolojik gelişmeye yol açarken, teknolojik gelişmeler de bilimsel araştırmaların daha uygun şartlarda yapılmasını sağlayarak bilimsel gelişmeyi hızlandırmaktadır .
Rönesans ve reformla birlikte bilimdeki gelişmelerin temelleri atılmış, bilimsel gelişmeyi engellemeye çalışan tüm olumsuzluklar da ortadan kalkmıştır (Kilise ve Dinin Etkisi gibi).
İnsanlar, tanrıbilimsel gerçeklerden sıyrılıp içinde yaşadıkları dünyayı ve bu dünya ile ilgili sorunları keşfetmişlerdir. Bu gibi gelişmelerin sonucunda da bilimsel gelişmeler başlayıp zamanla hız kazanmıştır.
Bilim ve teknolojinin ortaya çıktığı tarihten itibaren insanlar içinde yaşadıkları dünya ile yetinmemişlerdir. Uzayı merak etmişler, uzayın sırlarını çözmek amacıyla gizemli bir yolculuk, sistemli bir çalışma içerisine girmişlerdir. Sıvı yakıtlı motorların bulunması ile uçaklar ulaşım aracı olarak kullanılmaya başlanmış, insanlara uzak gibi görünene mesafeler artık ortadan kalkmıştır. Bunun sonucunda insanların uzaya gitme isteği iyice artmıştır .
Uzayı tanımlayacak olursak; güneşi gezegenleri uyduları, yıldızları, sayısız galaksiyi içine alan boşluktur. Bu sınırsız boşluk içersinde bulunana gök cisimlerinin her biri dünya yüzeyindeki toz parçacıkları kadardır. İlk çağ filozoflarından başlayarak bir çok bilim adamı uzayı tanımlama çabası içerisine girmişlerdir. Örneğin; Galile’nin gök bilimleri ile ilgili çalışmaları olmuştur. Teleskopla gözlemler yapmış, şu anki bilim adamlarımızın bile sonucuna ulaşamadıkları bir araştırma çizgisini başlatmıştır. Kepler ise; gezegenlerin yörüngelerinin üzerine çalışmalar yapmış, elips şeklindeki hareketleri saptamayı başarmıştır.
Günümüzde ise uzaya ulaşma çabası dünya üzerinde milletler arası çatışmaya yol açmakta, hızlı bir yarışın olmasına neden olmaktadır.
“İlk aya yolculuk planlarının NASA başlatmıştır. Başka John F. Kennedy’nin 25 Mayıs 1961’de kongrede bir özel oturumda yaptığı konuşmada “önümüzdeki 10 yıl içinde bir adamın aya gitmeyi ve dünyaya dönmeyi başaracağına inanıyorum” sözleri bu çalışmaların daha da hızlandırmıştır soğuk savaş döneminde uzay çalışmaları konusunda da Sovyetler Birliği ile yarışan Amerika uzay harcamaları için büyük bütçeler ayırıyordu. Aya gönderilecek uzaya aracı için çalışmalar uzun bir süre devam etti. Bu çalışmalar sırasında yapılan test uçuşlarından birinde NASA 3 astronotunu kaybett.”
“Sonunda 16 Temmuz 1969’da Neil Armstrong, Edwin Aldrin Jr. ve Micheal Collins adlı üç astronotu taşıyan Apollo 11 tarihe geçecek ay yolculuğuna çıktı. Apollo 11, 19 Temmuz’da ay yörüngesine girdi. Kartal(EAGLE) adlı modül ay yüzeyine başarıyla indi ve Armstrong aya ayak basan ilk insan olarak tarihe geçti. Armstrong’un ardından Edwin Aldrin’de yüzeye indi. Ay toprağından örnekler alan, bazı bilimsel deneyler yapan ve Amerikan bayrağını aya diken iki astronot görevlerini başarıyla tamamlayarak dünyaya döndüler”
İlk aya yolculuğun tamamlanmasının ardından tartışmalar da başladı. Bu tartışmalara sonunda uzayda yaşam olup olmadığı konusu üzerinde durulmaya başlandı. İnsanın bir ortamda hayatını devam ettirmesi için; atmosfer, radyasyon ve yerçekiminin bulunması gerekmektedir. Özellikle atmosfer canlı yaşamı için çok önemlidir.
Dünyamızda %78 oranında azot, %21 oranında oksijen bulunmaktadır. Uzay boşluğunda ise hava olmayıp sadece bir miktar gaz bulunmaktadır. Bu nedenle uzaya giden araçların içerisinde hava tankları bulunmaktadır. Uzay tamamen soğuktur. İnsan ise sadece belirli sıcaklık ölçütleri içersinde yaşayabilmektedir. Bu nedenle uzay aracında ısı sistemi de olmalıdır.
İnsan oğlu çıplak iken uzay boşluğunda kalıcı zarar görmeden 30 saniye kadar yaşayabilir. Nefesinin tutmamak kaydıyla 30 saniye boşlukta kalan insan patlamaz, donmaz ve bilinci tamamını kaybetmez. 30 saniye sonlarında oksijen yokluğu sonucu bilinç kaybı oluşmaya başlar. 1 veya 2 dakika sonra ise yaşam faaliyetleri tamamen durur ve insan hayatını kaybeder.
Uzayda karşılaşacağımız diğer bir sorun ise yer çekimidir. Dünyadan uzaklaştıkça yer çekimi azalmaktadır. Aralarında ters bir orantı vardır. bu yüzden uzayda yer çekimi yoktur.
Günümüzde insanlığın ortak amacı her şeyden haberdar olma, uzayın tüm olanaklarından yararlanmaktır. Şu anda uzayda Türksat adlı bir uydumuz bulunmaktadır. Uydumuz sayesinde haberleşmenin gücü hızla artmıştır.
İletişim kurmanın en kolay yolu konuşmaktan geçer. Karşımızdaki insanların duygularımızı ve isteklerimizi anlatmanın diğer bir yolu da el kol hareketleridir. Fakat bunların dışında da ilkle haberleşme yolarlı vardır: Atlı elçilerle, dumanla ve güvercinler gibi.
Karadeniz Bölgesi’nde bulunan köylerimizin bazılarında yer şekillerinin de etkisi ile dağınık yerleşme görülmektedir. Evler arasındaki mesafe uzak odlundan dolayı insanlar ıslıklarla iletişim kurmaktadırlar. Her ıslık tonu başka bir ablam ifade eder. Fakat sadece insanlar için değil toplumlar içinde iletişimin önemi büyüktür.
İnsanların uzaktan haberleşmesine imkan veren teknik araçlar Fransız Devrimi’nden hemen sonra optik telgrafın bulunması ile gelişim sürecine girdi.
1837’de elektrikli telgrafın bulunması ile iletişim çağı başlamıştır.
Telefon 1876 yılında Graham Bell tarafından bulundu. İnsan sesinin iletiminde önce ülke içerisinde daha sonra da ülkeler arasında yayılmasına imkan verdi. Bu yenilik bir çok kaygıyı da beraberinde getirdi. ABD’de benimsendi ve daha sonra ülkeler arasında yayılmaya başladı. 19. yy’da etkileşim ağları kurulmaya, insanlar arasındaki etkileşim gelişmeye başladı.
“Tarihte ilk ses kaydı 1877 yılında Thomas Edison tarafından yapılmıştı. Son 20 yılda yaşanan gelişme ise gerek ses kalitesinde gerekse şiddetle kayıt sisteminde mükemmeli yakalamayı hedeflemektedir”
İnsanlar, aralarındaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun birbirleri ile kolayca iletişim kurmaktadırlar. Örneğin; bir faks makinesi birkaç dakika önce Türkiye’de bir fotoğrafı yayınlarken birkaç dakika sonra New York veya Tokyo’da yayınlayabilmektedir.
20. yy’daki en büyük gelişme hiç kuşkusuz bilgisayar teknolojisinde yaşanmıştır. İnternet ağının kurulması sonucunda bilgisayar ve internet; evlerimizi, işyerimize hatta günlük hayatımıza kadar girmeyi başarmıştır. Bilgisayar teknolojisi beraberinde çok büyük yenilikler ve kolaylıklar getirmişti. Örneğin; bilgisayar hayatımıza girmeden önce para yatırma işlemleri için bankalarda saatlerce sıra beklerken şu anda internet sayesinde işlemlerimizi en kısa zamanda gerçekleştirebilmekteyiz.
Biliyoruz ki bu teknoloji burada kalmayacak, insanlar yaşadığı sürece teknoloji de ilerleyecektir. Şu an bize hayal gibi gelen çoğu araçlar hayatımıza girecek ve hayatımızı kolaylaştırmaya devam edecektir.

MADENİ İLK BULAN KİMDİR

En parlak zekâlar bile maden işine aşağılayıcı bir eylem gözüyle bakmışlardı. Platon ve Arşimet’in, ‘yağ makinelere karşı pek küçümser tutum takındıklarını düşün­mek de, yeterli fikir verebilir. Onlara göre; insana değer yüksek düzey­deki uğraşılar ancak maddeden uzak ve düşünsel plandaki eylemler, yani metafizik, matematik vb. konular olabilirdi.

Ne var ki, o güne kadar toplum­da saygı gören bilginlerin, din adamlannın ve soyluların yanında yepyeni bir kesim doğuyor ve tuzla en üst dü­zey insanı olma yolunda ilerliyordu: Anamalcı kent-soylü. Bu kesim ağır bastığında ötekilerle kıyaslanamaya­cak kadar etkili oluyordu. Bu dorumda tekniğe özel bir ilgi göstermekten, skolastik düşünüşün “Bizansvari” boş tartışmaktansa burun kıvırmaktan başka ne yapılabilirdi? Rönesans’ın bu Fuggerleri, Carnegieleri, Basil Zaharoffları deniz ticaretinden ve maden işletme­lerinden elde ettikleri inanılmaz ka­zançları aracılığında olağan dışı bir güce sahip olmuşlardı. Elbette gemi yapım işlerine,yem ladenlerin keş­fine ve yüksek fırınlar yapımına her şeyden çofe.önem vereceklerdi. . Kendi kendilerine çalışıp bilim öğrenen bu kişilerin düşüncelerinin ürünlerini vermesivjçin DescarteS ve Galile’yi beklemek gerekti. Bununla birlikte I. Francois’nın egemenlik yıllarından başlayarak en parlak zekâ­lar da artık teknik icatlarla ilgi duy­maya hâlâ hor görü­len uğraş sayılsaydı, Leonardo da Vinci bunlara kendisini böylesine verir miydi? Leonardo da Vinci (1452-1519), Rönesans’ı örnek bir tipi olarak kar­şımıza çıkmaktadır. Aslında ne bilgin­di, ne teknisyen ve ne de bir ünlü bil­ge.Yalnızca olağanüstü zekasıyla çeşitli alanlara ışık saçan yarı bilisiz bir dâhi ve bilimde olduğu kadar edebiyatta da kendi kendini yetiştirmiş bir denemeciydi. Büyük, ressam, bu nedenle hiçbir zaman büyük bir bil­gin olamadı. Sezgileri yoluyla yalnız kâğıt üzerinde kalan üç yüze yakın icadın tohumunu attı. Cehaletim, bilimsel bir temele sahi] bunların hemen hemen de gerçekleştiremedi.1952′de Paris’te “Keşifler Sara)V-’ada sergilenen el yazmaları ampirik dehasının bu çok belirgin yönünü gösterir. Buharlı toplar, istihkâm gi­bi askerirdaki incelemelerU kana} şebekeleri ve bataklıkların kurutulan saat masası, sayaç gibi me­kaniksorunlar üzerindeki uygulanan çok yönlü dehasının ürünleridir. Çağının teknik düzeyi V’tnci’nin birçok konulardaki tasarımla­rını gerçekleştirmeye yeterli değildi. Ancak “yapma kuş” gibi birçok ta­sarımları da tutarsızlıktan Öteye gide­mezdi.
Arşimet ve Vinci zekâlarının derinligi, teknik icatlarının verimliliği in­sanı şîyen iki dâhi ol­makla birlikte, birhirlerindenıdeğişik kişilerdi Sırakusalılara icatlarını, özellikle Romalı askerlerin acısını duyduğu madiiesel gerçekler haline getirebilmişlerdi. Çünkü Arşimet bi­lime ve kurucusu olduğu statiğe, dayamyordu Sezgi, gözlem vedeneylerden hareket eden Floransalının icatlarıysa, bilimin bunları değerlendiren bilecek düzeye ulaşmamış olmasından ötürü, birer taslak halinde kaldı. An­cak 1634′te Belçikalı Stevin’in orta­ya koyacağı “güçlerin bileşimi” ilkesi olmadan bir saiıtrfüjlü pompanın pla­nım uygulama olanağı var mıydı; gerçekten de gücünün na­sıl işlediği, Vinci’nin döneminde de bilinmekteydi.

CAM VE KATKI MADDELERİNİ KİM İCAT ETTİ

Cam, Romalılarda yaygın bir alanda kullanılıyor, hatta işlenerek üzerine gravürler yapılıyordu. Ortaçağ’ın karışık ortamına rağmen cam yapımcılığı ormanlık bölgelerde, ma­nastırların çevresinde ve kentlerde ge­lişti. Yalnız Fransa’da yirmi beş fab­rika vardı. Bunlardan ilki, 1290′da kurulan Quiquengragne’dir (Aisne). Soyluların girmesine izin verilen bir­kaç zanaattan biri olan camcılık, da­ha da ilerleyince ilk camcılar loncası (1373′te Nurenberg’de) kuruldu.

O günlerin camları kaba ve az saydamdı, fakat yine de ev yaşamında gerçek birdeydi yarattı. Pencerele­re yağlı kâğıt panolar yerine cam ge­çirildiğinde, evler ilk kez aydınlandı.
Gözlük de bu dönemin icadıdır. Venedik Cumhuriyeti’nde gözlük ya­pımcılarıyla ilgili bir yasa yayımlan­mış olduğuna göre; (1284) bu icadın 1280 dolaylarında gerçekleştirildiği­ni kabul edebiliriz.
Camın yayılmasıyla, “Bilimin ya­ratılmasında gerekli koşul olan deney­sel yöntemin hareket üssü” diyebile­ceğimiz astronomik gözlük ve mikros­kobun icadına yol açmıştır.
Dünyanın en ünlü cam imalât ha­nesi haline gelecek olan Venedik ya­kınında Murahö’daki fabrika, XII,-XVIII. yüzyıllar arasında saydamlık, şekillerindeki zariflik, renklerindeki canlılık ve kusursuz pazarlık bakımın­dan eşsiz kristaller.üretilmiştir. Oradaki ustalar, yöntemlerini büyük bir kıskançlıkla gizli tutmaktaydılar. Ama arada kendi hesaplarına bir “Venedik camları imalâthanesi” kur­dukları da olurdu. Bu olayların özel­likle XV. yüzyılda çoğalması, Vene­dik Cumhuriyeti’nin çöküş nedenle­rinden biri olmuştur.
Gotik katedrallerde hayranlıkla seyredilen Fransız camcılığının ürün­leri olan vitraylar da da Ortaçağ’dan kalmadır. Bu zanaat. XII. yüzyılda en olgun dönemine ulaşmıştır.
Vitray, kurşundan bir ağla tut­turulan renkli camlardır, cam ve boyalı maddelerin bileşim oranları gizli tutulmaktaydı. Sözgelişi; ma­vi, kobalt oksidiyle; koyu yeşil, ba­kır dioksidiyle ve çeşitli kırmızılılar da manganez dioksidiyle elde edi­lirdi. En küçük bir renk değişikli­ği, ayrı bir kurşun bölmeyi gerek­tirirdi. Bu dönemin zanaatçıları üs­tün bir mükemmeliğe eriştirmişler-di; büyük düzenlemelerin renkli ışık demetlerini inanılmaz bir ustalıkla işlemekteydiler. Bunu günümüzde Paris’teki NotreDame, Chartres ya da Bourges katedralleri kanıtla­maktadır.
Bu “mükemmellik” tutkusu ve akıl almaz sabır örneği, hemen her Ortaçağ zanaatında göze çarpar. Çalışmalarının aylarca, yıllarca sür­mesini umursamayan tezhipçilerin, minyatürcülerin ve ciltçilerin eser­lerini bir gözlerimizin önüne getire­lim… Unutmamalı; yağlıboya tab­lo da o dönemle Van Eyek’le (1429) başlamıştı.
I898Me Saone-et-Loire’de bu­lunmuş olan en eski Avrupa ‘tahta oyma’sı (Bois Protat) 1370′den kal­ma bir eserdir.
Tekniğin sanatı desteklediği alanlarda; sözgelişi, çömlekçilikte, Doğu’nun katkısı büyük oldu. Batı, yalnız adi kili bilirdi. Bunu, üs­tü sırlı olsun diye, ya 1.200 derece ısıda pişirdi (gres) ya da daha az ısı­lda pişirip üstünü sırladı (fayans). XIII. yüzyıl İspanyol seramikçile­rinin elinde, sonra da 1443′te Fioransalı heykeltraş Luca della Robia sayesinde fayans, altın pırıltılı gü­zel bir seramik halini alacak ve Rö­nesans’ta en “mükemmel” biçime ulaşacaktır.
Çin’de yirmibeş yüzyıl öncesin­den beri kaolin kullanılmaktaydı. 1.500 derecede ısıda pişirilen bu kil su geçirmez ve saydam bir madde­ye (perselen’e) dönüşüyordu. X yüzyıldan başlayarak Çinliler por­selenden benzersiz eserler meydana getirdiler. Bunları XV. yüzyılda Portekizliler ve Hollandalılar. Av­rupa’ya yaydılar.
Çini mürekkebi de Batı’ya Çin’­den gelmiştir. Güney Moğolistan’­da ve Kore’de ele geçen bazı kalın­tıların Han dönemi; yani, M.Ö. 206 yılı eserleri oludğu anlaşılmıştır. Bin yıl sonra Song soyu döneminde Çin sanatı gümüş, altın, sedef ve çini mürekkepleri kullanmaya başlamış­tır. Çini mürekkebi ve porselen, Kutsal tmparatorluk’un Batı’ya tek armağanı olmamıştır. M.S. 1. yüz­yılın başlarında Çin’in dünyaya sunduğu ipek, Araplar aracılığıyla Avrupa’ya akan önemli bir ticaret eşyası olmuştur.
Doğu’nun Batı’ya armağan et­tiği lüks eşyalara halı’yı da eklemek gerekir. Halıcılık; önce Orta Asya’-daki göçebe toplumlarda başlamış, sonra da oradan İran’a geçmiş ve ıran halı sanatı da Arap egemenli­ği döneminde doruğuna erişmişti. Daha sonra yine Araplar aracılığıyla İspanya’ya giren halıcılık orada» da Avrupa’ya yayılmıştır.

bilim veteknoloji haberlri,

Eğer hangi donanım bileşeninin hataya neden olduğunu bilemiyorsanız, aşağıdaki adımları uygulayın.

DİKKAT! Ekstra bir güç düğmesine sahip olmayan bir ATX karta sahipseniz, bilgisayarınızın içini açmadan elektrik fişini mutlaka çekmelisiniz. Çünkü, kapalı durumdayken de anakart üzerinde gerilim bulunur. Bu, insanlar için zararlı değildir, ancak ek kartların ve anakartın zarar görmesine neden olabilir.

1. Bilgisayarı kapatın ve kasasını açın.

2. Anakart üzerindeki tüm ek kartları, ekran kartı haricinde çıkartın. Disket ve sabitdisk kontrolörlerinin de çıkartılması gereklidir. Onboard bileşenleri ise, anakarta bağlı olarak ya bir jumper yardımıyla ya da BIOS’daki kontrolör ayarlarını kullanarak devre dışı bırakmalısınız. Bununla ilgili daha ayrıntılı bilgiyi anakartın kullanım kitapçığından temin edebilirsiniz.

3. şimdi bilgisayar açılacak, ancak CMOS Setup’ındaki ayarlar, varolan donanımlar ile uyumlu olmayacağı için hata mesajı verecektir. Bilgisayar, bu ana kadar sorunsuz bir şekilde çalıştı.

4. Ancak ekran siyah kalıyorsa, 2.3 numaralı bölümden devam edin. Eğer bilgisayar bir beep kodu veriyorsa, okumaya 2.3.2 numaralı bölümden devam edebilirsiniz.

5. Bilgisayar açılıyor ise şanslısınız. Çünkü güç kaynağı, anakart, ekran kartı ve monitör arızalı değildir.

6. şimdi bilgisayarı kapatın, sürücü kontrolörlerini takın ve sabitdisk sürücüsünü bağlayın.

7. Eğer bilgisayar sorunsuz bir şekilde açılırsa, bir sonraki adımda disket sürücüyü de takın.

8. Bilgisayar açıldığı sürece geri kalan ek kartları arka arkaya, tek tek takabilir ve kontrol etmek için bilgisayarı her seferinden yeniden çalıştırabilirsiniz. Ancak tüm bileşenleri bilgisayar tamamen kapalı durumdayken takmaya veya çıkartmaya dikkat etmelisiniz.

Eğer bilgisayar bu sırada açılmayacak olursa, arıza hemen öncesinde takılan donanım bileşeninden kaynaklanıyor demektir. Bu yöntemi kullanarak hangi kart veya sürücünün arızalı olduğunu rahatlıkla tespit edebilirsiniz.

Bilgisayar, bileşenlerin tümü çıkarılmış durumdayken de çalışmıyorsa ve güç kaynağının gerilim değerlerinde de bir sorun yoksa, arıza anakarttadır.


Güzel Forum ! Sitene Chat Ekle!
teknoloji nedir,teknolojix,teknoloji ve tasarım,teknolojinin yararları,teknoloji haberleri,teknolojinin zararları,teknolojinin faydaları,bilim ve teknoloji, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, bilim, bilim ve teknik, bilim teknik, teknoloji, endüstriyel teknoloji, teknoloji televizyonu, Bilim ve Teknolojileri Üzerine Güncel Haberler, Makaleler, İncelemeler, Linux haberleri Kısaca Teknoloji Haberleri, Msn 9.0, Windows Live Messenger 9.0, Messenger 9.0, Messenger Plus türkçe, teknoloji haberleri, donanım haberleri, Mobil teknoloji, yazılım haberleri , Bilim,Bilim Haberleri,Bilim ve Teknoloji,Teknoloji Haberleri,Donanım,Donanım Haberleri,